Orta Asya'dan göç eden Türkler kendi ırklarını tam olarak korumuşmudurlar. Yada hepimiz safkan Türk'müyüz. Güney Doğuda görev yaptığımız bir arkadaşımla kökenlerimiz hakkında konuşuyoruz.
Arkadaşım anlatıyor, baba tarafım İran Horasan Türkmen'lerinden, aşiretimizin adı Herdi. Aşiret 1730 yıllarında Horasan'dan Sivas Divriği'ye gelmiş. Aşiret reisi Asaf beyin kardeşi öldürülünce Osmanlı'ya isyan ile baş kaldırılmış, 7 köy yakılmış sonra Sivas Divriği'den , Malatya Akçadağ'a sürgün fermanı ile obalar buraya taşınmış. Annemin tarafı Aydın yörükleri ile, dedem de Karakoyun aşireti konar göçerlerİ ile Adana Pozantıya gelmiş. Annemin ninesi Kara Ayşe denilen kadın, Fransız askerine kendini teslim etmediği için süngülenerek öldü diye bırakılır, ninem kundağında,iken, Zeynep ablası 7-8 yaşlarında onu taşıyamaz, kundağı bir kaya altına bırakır. 2 gün sonra büyüklere yer tarifi yaparak kundaktaki ninem bulunur.
Baba tarafım ise;dedemin annesi, ailesi ölmüş bir ermeni çocuğunu evlatlık alarak çocuğun adını değiştirirler. Mehmet koyarlar adını,sonra sünnet ettirirler, fakat çocuk akıl baliğ ve dedemdende büyüktür. Pozantı'dan aşiretin Çukurovaya inmesi yerleşik yaşama geçilir.Annem Adana çırçır fabrikasında çalışmaya başlamış, fabrikada o an evli olan babamla tanışarak evlenmişler. Babam Alevidir, annem Sunnidir.
Bu son cümleye özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. Halk arasında yaygın olan Alevi ile Sunni evliliğine bakışın olumsuz olmasına karşın , evlilikler oluştuğunda genelde bunun saklanılması yönüne gidilir. Şimdi toplumların gelişmeleri ile birlikte, Alevilere veya Kürtlere ayrı ayrı üniversite açılmadığından burada tanışan gençlerin hayatını birleştirdikleri bir gerçektir. Türk'lerle, Kürtler ve daha değişik guruplar iletişim halindedir, başlangıçta anlattığımız yazıdanda anlaşıldığı gibi. Birliktelikleri ,kız alıp, vermeleri doğal olarak halkı birbirine kaynaştırmıştır. Siz bakmayın çok katı asla bu iş olmaz denmesine, bu ülkemizin bir gerçeğidir.
bu gerçeklik bilinirken, halkların arasına nifak sokulması, Kürt- Türk, Alevi-Sunni meselelerinin kaşınılmasına alet olmak sadece cahillikten ileri gitmeyen, ülkeyi tanımayanların yapmaya çalıştıkları kaosun sonuç vermeyeceğini görmemeye çalışmak bilgisizliktir.
Peki ülkemizde durumu nedir ?
Malatya zirve yayınevi'nde yapılan katliamın üzerime Milli Güvenlik Kurulu nun hazırladığı Türkiye'deki etnik grupların dağılımı raporu Profesör Şaban Kuzgun başkanlığında Fırat ve İnönü üniversitesi'ndeki öğretim görevlilerine yaptırarak sonuçları çıkartılmıştır.
Alevi vatandaşlarımız Batı Avrupa'dakiler dahil 11 milyon civarında buna göre ülke nüfusunun yüzde 85 i Sunni olarak görülmektedir. Rapora göre Türkiye'deki etnik grupların nufuslarının dagılımı;
Türk'ler, Türkmen, Yörük, Tatar, Tahtacı, Terekeme, Karaçay ve Azeri grupları tarafından oluşturmaktadır toplam nüfus 55 milyona yakındır.
Kürtler 3 milyon kişidir,gruba Zaza'lar dahil edildiğinde 12 milyon 600 bin aşmakta olup bunun üç buçuk milyonu ciddi bir şekilde Türk'leşme sürecine girmiştir. Gürcü'ler Artvin Ordu, Samsun, Marmara bölgesinde bir milyon nüfusa yaklaşmıştır, karadeniz'de bir kaç ilde yaşamanın dışında diğerleri Gürcü dilinide unutmuştur. Boşnaklar, Adapazarı, İzmir, Manisa bölgesinde yaşar 2 milyon civarında nüfusa sahiptir. Çerkezler 2 buçuk milyon civarında olup yüzde 80 'i Çerkezce unutmuştur, Araplar, Siirt, Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Hatay Adana' da yaşarlar 870 bin civarında nüfusları vardır. Arnavutlar bir milyon üzeri nüfusa sahiptir, 500 bin kişi Arnavut şunu kaybetmiştir. Laz'lar 80 bin civarındadır Rize, Artvin de birkaç köyde yaşarlar. Pomaklar 600 bin civarındadırlar ve tamamı Türk'leşmiştirler. Roman vatandaşlar 700 bin, altmış bin Ermeni, 21 Yahudi, 15 bin Rum kökenli vatandaşımız mevcuttur.
Bu nedenle ülke içinde kandırılmış beyinler sorun çıkartabilirsiniz ama sonuca varamazsınız.