AK PARTİ VE BAŞBAKAN EN ZOR DÖNEMİNİ YAŞIYOR
AK PARTİ VE BAŞBAKAN EN ZOR DÖNEMİNİ YAŞIYOR
Her zaman söylediğim bir sözü tekrar ederek bugünkü yazıma başlamak istiyorum. Gerek ülke siyasetinde gerekse dünya siyasetinde söylenen sözlerden ziyade söylenemeyen sözlerin asıl gerçekleri ortaya koyduğunu ve madalyonun görünmeyen yüzünün önem arz ettiğini söylerim. Uzun bir süre önce yazdığım bir köşe yazısında hükümetin cemaatle ilişkilerini bozduğunu, bu durumun ileride ciddi anlamda sorun yaratacağını yazmıştım. Yazdığım yazıya bazı cemaat mensubu kardeşlerimiz ciddi anlamda tepki göstermişlerdi. Yazdıklarımı tekzip edercesine yorumlar yaptıkları gibi, biz de bu yorumları yayınlamıştık.
Aradan geçen süre bizi haklı çıkarsa da biz bundan asla mutlu olmadık. İnsanların aralarının açık olmasından mutlu olanlar münafıkladır. Biz insanların aralarının iyi olmasından mutlu oluruz. Kaldı ki nifak hiçbir zaman topluma yarar sağlamaz. Üzülerek ifade etmek gerekirse gelinen nokta ciddi anlamda sıkıntılı bir durumdur. Her ne kadar her iki taraf da olayın gerçek yüzünü topluma göstermek istemese ve farklı mesajlar vermeye çalışılsa da durum hiç de göründüğü gibi değildir.
Hükümetin sadece cemaatle veya Hoca Efendi ile sıkıntısı olsa derim ki, anlaşamadılar. Aralarına ulusal güçler nifak soktu ve dünya konjoktüründe bazı güçler bu işi organize etti. Son günlerde yaşanan olaylar o kadar enteresan bir boyuta geldi ki hükümet adeta cemaatlerle arayı açmak için elinden gelen her şeyi yapmaya başladı. Ülkenin en büyük Cemaati'nin Hoca Efendi Cemaati olduğunu kimsenin inkar edemez. İkinci büyük cemaat ise Adıyaman Cemaati'dir. Bu cemaatin çok büyük mensubu bulunmaktadır. Hükümet kurulduğu günden itibaren Adıyaman Cemaati ile çok güzel ilişkiler içerisinde olmuştur. Gerek siyasette gerekse bürokraside bu cemaate mensup bir çok insanı değerlendirmiş ancak son zamanlarda özellikle Sağlık Bakanlığı'nda yaşanan kıyımlar adeta Adıyaman Cemaati'ni tasfiye niteliği taşıdığından cemaat, hükümetle olan ilişkisini dondurma noktasına getirmiştir.
Malumunuz Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Adıyaman Cemaati'ne yakınlığı ile tanınan bir siyasetçidir. Bakanlığı döneminde atadığı üst düzey bürokratların büyük bir kısmını bu cemaate yakın isimlerden atamıştır. Kamu Hastanelerinin Genel sekreterlikleri'nin bağlı bulunduğu birimin başındaki bürokrat Adıyaman Cemaati'nin Şeyhi Seyda Hazretleri'nin birinci derecede yakını olan bir Seyyiddir. Yeni Sağlık Bakanı, Başbakan'a icraat yapmak istediğini ancak bu bürokratın kendisini engellediğini, bu nedenle Seyyid olan bürokratı görevden almak istediğini söylemiş, Başbakan'da olur verince görevden alınmıştır. Adıyaman Cemaati bu duruma ciddi anlamda tepki göstererek hükümetle bağlarını koparma kararı almıştır. Sağlık Bakanlığı'nda Eski Bakan Recep Akdağ'ın atadığı tek kişi Müsteşar Nihat Tosun kalmış, bunun dışındaki tüm bürokratlar değişmiştir. Hal böyle olunca da ipler kopma noktasına gelmiştir. Bunun en bariz örneği ise Gezi olayları'nın karşılığı olarak nitelendirilen sembol isim Rabia'nın destek gösterilerinin hiç birisine ne Adıyaman Cemaati ne de Hoca Efendi Cemaati destek vermemiştir. Olay bununla da sınırlı kalmadığı gibi hükümete yakın bazı basın organları Gezi olayları'nın arkasında cemaatin olduğunu iddia etmişlerdir.
Bu iki olay yetmezmiş gibi bir de çözüm sürecinde PKK lılar hükümetin kendilerini aldattığını, sürekli olarak oyalama politikaları ürettiğini, hatta daha önce birkaç kez Başbakan'ın kendilerine aynı şekilde uzlaşma teklifinde bulunduğunu, kendilerinin de bunu kabul ettiğini söylemelerine rağmen, Başbakan'ın seçim dönemlerinin atlatılması sonrasında her şeyin düzeltileceğini söylemiştir. Seçimlerin geçmesinin ardından verdiği sözlerin tamamını unuttuğunu iddia ederek bu kez seçimden önce bu işlerin bitmemesi halinde çözüm sürecinden vazgeçeceklerini ciddi anlamda dile getirdiklerini basın yoluyla söylemeleri durumun vahametini ortaya koymaktadır.
Bunca sıkıntılı bir sürecin içerisinden geçmekte olan AK Parti iktidarı, iktidara geldiği günden bu güne kadar en zor dönemini yaşadığını düşünmekteyim. Bir yanda cemaatlerle olan sıkıntı, diğer yanda çözüm sürecindeki sıkıntılar ve Ortadoğu'da yaşanan olumsuz gelişmelerin tamamı AK Parti iktidarının aleyhinde gözükmektedir. Başbakan bir yandan dik duruş gösterme adına bakanlarının icraatlarının arkasında dururken, diğer yandan büyük kitleleri karşısına almak zorunda kalmıştır. İnandığı gerçeklerin yanında durmak adına dış politikada duruş sergilesede siyaset her zaman inandığını yapma sanatı değil, bazen de mümkün olanı yapma sanatıdır. Kanaatimce Başbakan sıkıntılı bir sürece doğru gitmektedir. Umarım ve dilerim ki Başbakan ve hükümet bu badireyi atlatır da ülkemiz sıkıntıya düşmez. Aksi halde hepimizin içerisinde bulunduğu bu gemi su alırsa hep birlikte batacağımızı da unutmayalım. Bu yazdıklarım gerçeklerin ta kendisidir. Kalın sağlıcakla
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.